19 Nisan 2016 Salı

Eticaret Script

“Ötekilerden bazılarıyla da konuştuk, senin Jules’a Paris’e giderken eşlik etmeni ve kaydettikleri son ilerlemelerle ilgili Fransız yakınlarımızdan alabildiğin tüm bilgileri almam, özellikle degııerisseur, yani şifacı Bran ile birebir görüşerek Önümüzdeki  Eticaret Script mücadelede bize avantaj sağlayabilecek herhangi bir şey söyleyebiliyor mu bakmanı istiyoruz. Eğer gerekirse, Şampiyon un bize yardımcı olmak üzere buraya gelmesi için konsey adına resmi bir talepte de bulunabilirsin." Aralarından bir bakışma geçti. Bana söylemedikleri bir şey vardı. Muhtemelen bana söylemedikleri birçok şey vardı. Ama şu anda beni rahatsız eden bu değildi. “Dinle, Gold. Benim gitmeme neden ihtiyacın var ki?” diye söze girdim. “Neden Fransa’ya Ava’yla ikiniz gitmiyorsunuz?

Ben...” -hazır değilim- “seyahat ermeye hazırlıklı değilim. Hâlâ New York’taki hayata uyum sağlamaya çalışıyorum ve burada tam anlamıyla rahat hissedene kadar dönüşümü geciktirmeyi tercih ediyorum.” Söyle­ 42 diklerim saçmalıktan ibaretti ve hem Ava hem de Gold bunun farkındaydı, ama şu anda aklıma gelebilen tek şey buydu. ;Eticaret Sitesi “Bana burada ihtiyaç var,” dedi Gold. “Hem ayrıca danışmak istediğimiz kişiler senin cemaatinle onların guerisseuru. Bir irtibat kurulacaksa en doğal seçim sen oluyorsun.” “Yanımızda başkası da olmalı, tabii,” dedi Ava, kendinehâkimiyet maskesinin altından hafif bir panik göstererek. Benimle yalnız kalmak istemiyordu. Bir kez daha, bu kadını gücendirecek ne yapmış olabilirim diye düşünmeden edemedim. “Tabii ki; kimse uçuşta olmasa bile üç kişi her zaman daha iyidir,” diyerek hemfikir olduğunu belirtti Gold. “

Faustino’nun da sizinle gelmesi önerildi zaten. Ama sayıyı sınırlı tutalım. Bunu olay haline getirip hamlelerimizle ilgili düşmanlarımızın kulağına su ka­ çırmak istemiyorum. O yüzden bu düğün keşif görevimiz için mü­ kemmel bir kılıf.” Seo Gold artık işi bitmişçesine başını öne doğru salladı. Bir Ava ya bir bana baktı. “E?” dedi. “Eşyalarınızı toplasanız iyi olur. Uçağını­ zı sabah altıya ayarladım. Bu da demek oluyor ki” -gömleğinin kolunu sıyırarak kocaman altın kol saatine baktı- “JFK’e gitmek üzere yola çıkmak için iki saatiniz var. Yerinizde olsam hazırlanmaya baş­ lardım.”