“Ötekilerden bazılarıyla da konuştuk, senin Jules’a Paris’e giderken
eşlik etmeni ve kaydettikleri son ilerlemelerle ilgili Fransız yakınlarımızdan
alabildiğin tüm bilgileri almam, özellikle degııerisseur,
yani şifacı Bran ile birebir görüşerek Önümüzdeki Eticaret Script mücadelede bize
avantaj sağlayabilecek herhangi bir şey söyleyebiliyor mu bakmanı
istiyoruz. Eğer gerekirse, Şampiyon un bize yardımcı olmak üzere
buraya gelmesi için konsey adına resmi bir talepte de bulunabilirsin."
Aralarından bir bakışma geçti. Bana söylemedikleri bir şey vardı.
Muhtemelen bana söylemedikleri birçok şey vardı. Ama şu anda
beni rahatsız eden bu değildi.
“Dinle, Gold. Benim gitmeme neden ihtiyacın var ki?” diye söze
girdim. “Neden Fransa’ya Ava’yla ikiniz gitmiyorsunuz?
Ben...” -hazır
değilim- “seyahat ermeye hazırlıklı değilim. Hâlâ New York’taki
hayata uyum sağlamaya çalışıyorum ve burada tam anlamıyla rahat
hissedene kadar dönüşümü geciktirmeyi tercih ediyorum.” Söyle
42
diklerim saçmalıktan ibaretti ve hem Ava hem de Gold bunun farkındaydı,
ama şu anda aklıma gelebilen tek şey buydu. ;Eticaret Sitesi “Bana burada ihtiyaç var,” dedi Gold. “Hem ayrıca danışmak istediğimiz
kişiler senin cemaatinle onların guerisseuru. Bir irtibat kurulacaksa
en doğal seçim sen oluyorsun.”
“Yanımızda başkası da olmalı, tabii,” dedi Ava, kendinehâkimiyet
maskesinin altından hafif bir panik göstererek. Benimle
yalnız kalmak istemiyordu. Bir kez daha, bu kadını gücendirecek ne
yapmış olabilirim diye düşünmeden edemedim.
“Tabii ki; kimse uçuşta olmasa bile üç kişi her zaman daha iyidir,”
diyerek hemfikir olduğunu belirtti Gold. “
Faustino’nun da sizinle
gelmesi önerildi zaten. Ama sayıyı sınırlı tutalım. Bunu olay
haline getirip hamlelerimizle ilgili düşmanlarımızın kulağına su ka
çırmak istemiyorum. O yüzden bu düğün keşif görevimiz için mü
kemmel bir kılıf.” Seo Gold artık işi bitmişçesine başını öne doğru salladı. Bir Ava ya
bir bana baktı. “E?” dedi. “Eşyalarınızı toplasanız iyi olur. Uçağını
zı sabah altıya ayarladım. Bu da demek oluyor ki” -gömleğinin kolunu
sıyırarak kocaman altın kol saatine baktı- “JFK’e gitmek üzere
yola çıkmak için iki saatiniz var. Yerinizde olsam hazırlanmaya baş
lardım.”